ikinci perdeye bugün başladık

Bugün kemoterapimin ikinci kürüne de başlandı. Karaciğer enzimlerinde düşme olduğu için daha önceden yarım doz olarak aldığım bir ilacın dozu da tam doza çıkıldı. Genel değerlerim iyi gidiyor, tek sıkıntı Ca marker’ında. İlk kür sonunda onda fazla değişiklik olmadı. İlk kemoterapi kürümü beklediğimden çok iyi geçirdim sayılır. Umarım ikinci kürde de benzeri olur. Ağustos ayı başında 3 kür tamamlanmış olacak ve genel bir radyolojik değerlendirme yapılıp karar verilecek. Bu arada Kozyatağı Acıbadem Hastanesindeki kemoterapi merkezinden bahsetmeden de geçemeyeceğim. Bu merkez sahiden son derece modern ve insani koşullar gözeterek hazırlanmış. Kemoterapi aldığınız odada küçük bir televizyon mevcut. Çay,kahve, su gibi gereksinimler karşılanıyor. Öğle yemeği geliyor. Tuvaletler yeterli ve son derece temiz. Bu tür olanaklar örneğin benim gibi kemoterapi süresi 5-6 saati bulan kişiler için çok önemli. Umarım ülkemizdeki bu tür kemoterapi merkezlerinin sayısı artar. Bu konuda yardımlarını esirgemeyen Kozyatağı Acıbadem Hastanesi Başhekimi Sevgili Demet Dinç  arkadaşıma tekrar teşekkür etmek isterim. Tabi bu arada nasılsa saçım dökülecek diye gidip kafamı 3 numaraya vurdurdum. Ama bugün onkoloğum saçımın dökülme olasılığının % 10 olduğunu söyleyince yıkıldım tabi. Neyse kökü bizde uzamasını bekleyeceğim artık.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

ikinci perdeye bugün başladık için 5 cevap

  1. Füsun Karacaörenli der ki:

    Tam ‘geçmiş olsun ‘ demek üzereyken fotoğrafa yansıyan her zamanki pozitif ifadeni gördüm. Geçecek, gidecek.. Yıllar önce Sultanbeyli’yi yansıttığın ifade gücü burada da kendini gösteriyor.Çok etkileyici.. Anne şevkati gönderiyor bu dostun…

  2. şevket küçükyıldız der ki:

    Ula ne erkenden kesturup saçlari da yatayisun uşağım.. tip ilerledu daa..

  3. Emrah Kırımlı der ki:

    Ama sonra daha gür çıkıyormuş (kestirince değil ben denediydim bir faydasını görmedim:)

  4. Sibel Kalaca der ki:

    Canım Rıdvancım..
    iyi ki düşündün bu bloğu.. geç de olsa, cılız bir sesle de olda “ben de buradayım” demekten memnunum.. biraz tırstırıyor (du) beni blog-twitter vb işleri.. ama bir sardırırsam fena olur bak!
    şimdi iki şey yazmak istedim..
    bir: ben hayatımın aşkını bulduğumda sen de oradaydın…
    iki: biz/hepimiz ne zaman bir araya gelsek, biraz içsek.. şiir okurduk birbirimize… gençken daha çok..
    sen sonra -artık o kadar da genç değilken- yine birlikte şiir okumamızı kışkırtırdın.. benden istek parçan genellikle Surabaya Johnny olurdu.. benim kadar şahane okumasa da buldum internetten bir okuyan (ekledim)
    ..
    ikinci seferin de iyi geçmesine çok sevindim.. saçlar daha gür çıkacak yalanına inanma; küçükken benimkini kazıtmışlardı bu hevesle.. biliyorsun şimdi ne durumdalar 🙂
    seni seven
    http://www.youtube.com/watch?v=Yxz81DtK_9k&feature=related

  5. Didem Erimez der ki:

    Hiç yakışmıyorsun o yatağa. Deniz kenarındaki sofralara yakışıyorsun sen.

Yorumlar kapalı.